Vınn “takır tukur”

21/10/2009 ·

Şu meşhur Turkcell 3G Vınn modem’i her yerde bulunmuyormuş. Ayrıca reklâmlarda anlatıldığı kadar da hızlı değilmiş. Mesela bir arkadaşımız, “Ben yaklaşık 20 günden beri kullanıyorum. İnan evde internete bağlanmak nerdeyse imkansız. Sık sık hat kesiliyor. Normal telefonlarda sinyal düzeyi maksimum olmasına rağmen. Vınn'ın hızına inanıp Ttnet'i iptal ettim. İnan pişman oldum. 2 yıl boyunca da 'Vınn'dan ayrılmak mümkün değil” diyor. Yani bizim "Vınn", "Jett" veya her neyse GSM firmalarının internet bağlantıları, reklamlardaki gibi insanları uçurup uyduya çıkarmakta o kadar başarılı değilmiş.

Yorum (yok) Yorum yaz!

En çevreci belediyelere ödül

19/10/2009 ·

 

Sarıgül ödülünü Gürpınar`ın elinden aldı.

Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından düzenlenen “Türkiye`nin En Çevreci Belediyesi Şişli Belediyesi, İstanbul`un en çevreci belediyesi seçildi. Bakanlık tarafından Türkiye genelindeki tüm ilçe belediyeleri arasında düzenlenen proje yarışması sonuçlandı. Yarışmada dereceye giren belediyelere ödülleri Cemal Reşit Rey Konser Salonu`nda düzenlenen törenle verildi. Yarışmanın İstanbul birincisi olanŞişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, ödülünü Çevre ve Orman İl Müdürü Doç.. Dr. Mehmet Emin Gürpınar`ın elinden aldı. İkincilik ödülü Kadıköy Belediyesi, üçüncülük ödülü ise Bağcılar Belediyesi`ne verildi.

Yorum (yok) Yorum yaz!

KÜRESEL ISINMA.. II

17/10/2009 ·

ÜRESEL ISINMA.. II


Küresel ısınma küresel kıtlık getirecek
Uzmanlar, iklim değişikliklerinin yükselttiği sıcaklıklara uyum sağlayan yeni tohumlar tasarlanmazsa, üretimin düşeceği ve kitlesel açlıkların baş göstereceğini savunuyor.


- Tarımsal araştırma kurumlarını bir araya getiren şemsiye kuruluş The Consultative Group on International Agricultural Research (CGIAR), mevcut tarım ürünlerinin değişen iklime uymakta zorlanacağını ve bazı bölgelende mahsulün düşeceğini öne sürüyor. Gelişmekte olan veya fakir ülkeler baş gösterecek bir kıtlık, kitlesel göçe neden olacak. Özellikle 1 milyar’dan fazla nüfusu barındıran Hindistan’da buğday üretimi yarı yarıya düşebilir. CGIAR, arpa, buğday, çavdar, bulgur ve pirinç gibi ürünlerde yeni ve daha dayanıklı tohumların elde edilmesi üzerine araştırmalar yapıyor.
Küresel ısınmanın tarım üzerinde temel etkisi, yağmur rejiminin değişmesi ve yeryüzüne düşen yağmur miktarının azalması olacak. Bazı bölgeler daha fazla yağmur alabilecek, ancak değişimler o bölgenin yapısını zorlayacağı için tarımsal mahsul üzerinde olumsuz etki yaratacak.
FOTOSENTEZ YAVAŞLIYOR
Sıcaklıkların artması, bitkilerin can damarı fotosentez işlemini yavaşlatıyor. Bu durumda bitkinin büyümesi yavaşlıyor ve döllenme yetisi düşüyor. Araştırmalar, gece sıcaklıklarında her 1 santigrat derece’lik bir artışa karşılık, pirinç mahsulünün yüzde 10 düştüğünü gösteriyor.
Küresel ısınmanın gelecekte farklı bölgelerde aşırı kuraklık veya aşırı yağışa neden olacağı tahmin ediliyor.
Bir başka tarımsal araştırma örgütü International Maize and Wheat Improvement Center (Cimmyt) ve International Rice Research Institute (Irri), gelişmekte olan ülkelerdeki milyonlarca insanın kitlesel açlık tehlikesiyle yüz yüze olacağını vurguluyor. Indo-Ganj bölgesindeki pirinç üretimi tüm dünya üretiminin yüzde 15’ine tekâbül ediyor. Ancak bu bölgedeki pirinç üretimi 50 yıl içinde yarı yarıya düşecek, doyurulması gereken nüfus ise artacak. Piricin Hint kültüründeki yeri düşünülürse, kitlesel açlığın önlenmesi için yeni tip sıcağa dayanıklı tohumların laboratuvar ortamında üretilmesi şart.
KUZEY BÖLGELER DE TARIMA AÇILACAK
Yükselen sıcaklıklar tropiklerde ürün kaybına neden olurken, tahıl üretimi için çok soğuk olan kuzey bölgeleri tarım için elverişli hale getirecek.
Örneğin Sibirya, Kanada, hatta kimilerine göre Alaska’da artık orta kuşak bitkileri yetişebilecek. Ancak bu bölgelerdeki ek tahıl üretimi tropiklerde yitirilen stokların yerini doldurmaya yetmeyecek. Ayrıca, fakir ülkeler ABD ve Kanada gibi zenginlerin yetiştirdiği tahılı almakta ekonomik olarak zorlanacak.
YENİ TOHUMLAR SORUNU ÇÖZMEYE YETECEK Mİ?
Bilim insanları en iyi çözümü, teknolojik olarak yeni sıcağa dayalı tohumların geliştirilmesi olarak görüyor. Örneğin, Güneydoğu Asya’da, örneğin Filipinler’de sele birkaç hafta dayanacak tohumların yetiştirilmesi gerekiyor, zira küresel ısınma bu bölgede uzun süreli yağmurlar getirecek. Buna karşılık, sıcaklaşan Afrika içinse uzun süreli kuraklığa dayanıklı tohumların geliştirilmesi gerekiyor. Pirincin Güneş’le temasta fotosentezini daha verimli yapması için çeşitli araştırmalar yapılıyor.
Bilim insanları, Dünya’nın son 30 yılda 0.2 derece ısınarak ve yeryüzünde yıllık ortalama sıcaklığın 16 santigrat derece’ye çıktığı sonucuna vardı.
NEW YORK - Araştırmayı yürüten Rutgers University uzmanı Alan Robock ve NASA Goddard Enstitüsü uzmanı James Hansen, küresel sıcaklığın öngörüldüğü gibi 1 santigrat derece daha artması halinde, son 1 milyon yıldaki en üst ısı seviyesine ulaşılacağı uyarısını yapıyor. Robock, insan eliyle meydana gelen küresel ısınmanın giderek daha tehlikeli ve geri dönülmez bir sürece girdiğini vurguluyor.
Rutgers Üniversitesi’nin ABD Çevre Koruma Dairesi ile ortaklaşa yürüttüğü araştırma, insan eliyle üretilen sera gazlarının 50 yıldaki aşırı ısınmanın başlıca nedeni olduğunu savunuyor. Fosil bazlı yakıtların tükeetilmesiyle açığa çıkan karbon dioksit gibi gazlar, Güneş ışınlarının atmosferde hapsolmasına neden oluyor. Atmosfere hapsolan Güneş ışınları, bir serada olduğu gibi yeryüzünün fazladan ısınmasına yol açıyor; bu olaya ‘sera etkisi’ deniyor.
BUSH’UN İNKARI SÜRÜYOR
Bilim insanları, yeryüzünün 1 derece ısınacağına dair uyarı niteliğinde birçok araştırma yayınladı. Kyoto Protokolü, 2012’ye dek sera etkisine yol açan gazların salınımının 1990 seviyesine çeekilmesini öngörüyor. Ancak, ABD Başkanı George W. Bush, küresel ısınmanın bilimsel olarak kanıtlanmadığını iddia ederek, bu uluslararası anlaşmaya imza atmaya yanaşmıyor. Sera etkisine yol açan gazların yüzde 30’a yakınını ABD salıyor.
FARKLI BİR GEZEGEN OLACAK
Robock, 2000’li yılların ilk 5 yılının son birkaç bin yılın en sıcak dönemi olduğunu belirterek, “Buz Çağı’nın bitiminde de Dünya bugünküne yakın derecede sıcaktı, ancak korkulan olur ve 2 veya 3 santigrat derece daha ısınması halinde, alıştığımızdan farklı bir gezegende yaşıyor olacağız” diyor. Araştırma küresel ısınmanın en çok kutba yakın bölgelerde hasara yol açacağını, buzulların erimesine ve deniz seviyesinin yükselmesine neden olacağını vurguluyor. Dünya’nın bugünkü kadar sıcak olduğu, 3 milyon yıl önceki orta Pliosen çağında da deniz seviyesi bugünkünden 25 metre yüksekti.
HAYVANLAR KUZEYE KAÇIYOR
Güneş ışınlarından en az etkilenen bölgeler yüksek platolar veya dağ sıraları olacak, dolayısıyla yüzbinlerce yıldır belli sıcaklıklarda yaşamaya alışmış hayvanlar, mecburen yüksek bölgelere göç edecek. Bilim insanları, yaklaşık 1.700 çeşit hayvan ve bitkinin, her 10 yılda bir 6 kilometre kuzeye akın ettiğini vurguluyor. Ancak hayvanların bu kaçışı dahi küresel ısınmanın yarattığı sıcaklık dalgasının gerisinde kalıyor; zira son 30 yılda, Dünya en sıcak dönemini yaşıyor.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Türkiye'nin kredi notu yükseliyor

16/10/2009 ·

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye'nin döviz ve lira cinsi uzun vadeli kredi notunu pozitif izlemeye aldı.

Kredi derecelendirme kuruluşundan yapılan yazılı açıklamada, Türkiye'nin ulusal kredi notu hakkındaki değerlendirmenin yıl sonuna kadar tamamlanacağı ve değerlendirmenin yüksek ihtimalle kredi notunda artırımla sonuçlanabileceği belirtildi.

Fitch kararına gerekçe olarak Türkiye'nin global finansal kriz karşısında görece dayanıklılığını gösterdi.

Fitch, Türkiye'nin "BB-" olan döviz cinsinden ve "BB" olan lira cinsinden uzun vadeli kredini notunu teyit etti.

Hükümetten sürekli not artışı olması gerektiğine yönelik açıklamalar geliyordu.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, konuya ilişkin olarak "Kredi notu ile borç rasyonu arasında kuvvetli bağ yok, tabii ki amacımız Türkiye'nin risk primini düşürmek. Doğru şeyler yaptığımız sürece kredi derecelendirme kurumları da er ya da geç Türkiye'nin hakkını teslim edecektir" açıklamasını yapmıştı.

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz da benzer açıklamalarda bulunmuştu.

Yorum (yok) Yorum yaz!

NTVMSNBC’nin internet sitesi oluşu

15/10/2009 ·

Dünyada, mashupların, entegre sistemlerin, içerik agregatörlerinin kullanıcıyı çektiği bir yıldan yeni çıktık. Frienfeed gibi sadece diğer servisleri biraraya getirerek içerik ve arkadaş kanallarınızı tek yerde toplamaya yarayan bir servisin yükselişine 2008′de şahit olduk. Türkiye’de birbirine yaklaşan bir sektör gözlemledik hep birlikte. Bu birliktelikten çıkan bir çok önemli proje oldu; ajanslar, startuplar, markalar birbirine yaklaştı. Son olarak, özellikle Marjinal‘in bloggerları lansman etkinliklerine dahil etmesi, Warner Bros’un bloggerlara yönelik öngösterimler düzenlemesi derken, bugün de NTV merkez binasında bir blogger-marka buluşmasına daha şahit olduk. Tüm bu teknik ve stratejik etkileşim, internetin sadece insanlar arası değil, yapılar arası etkileşime de imkan sağladığını ve ihtiyaç duyduğunu bize gösterdi bence. Artık bu ekosistemle çok yollu ve çift yönlü bir bağ kuramayan yapılar, beklentisi yükselen internet kullanıcısının alışkanlıklarına gerçek anlamda nüfuz etmekte zorluk çekecek. Bu anlamda, NTVMSNBC’nin gerçek bir internet sitesi olma yolundaki önemli açılımını anlatmak istiyorum.

Bugün NTV merkez binasındaki toplantıya katılan blog yazarları arasında ben de vardım.Davetin sebebi yenilenme hazırlıkları süren ntvmsnbc.com sitesini henüz açılmadan bizlere göstermek ve bununla ilgili geri dönüş almaktı. Bir NTV gezisi ardından başlayan toplantı ile ilgili görüşlerime geçmeden önce, kısaca siteye değinmem gerekirse; bence şimdiki halinden çok daha iyi. Benzerlerinin epey üstünde bir kaliteye sahip bir görsellik ve kullanılabilirlik sunuyor. En çok da, internet haberciliğine sayfa dizme mantığını getiren “değiştirilebilir ilk ekran” anlayışını sevdim. Özetle, editörler ntvmsnbc.com anasayfasına girince sayfanın ilk karşımıza gelen kısmını, son derece esnek bir şekilde gündemin durumuna göre değiştirebiliyorlar. Bu sayede yazı ve multimedya içeriğini vermenin üstüne, sayfa dizmenin haberciye verdiği gücü de vermiş oluyor. Bu olanaktan, uygulamada ne şekilde faydalanılacağını hep birlikte göreceğiz.

Bana göre NTV medya grubunun internet açılımı için daha da önemli genel bir durumu gözlemleyebildiğimiz toplantı ise, beni sitenin kendisinden daha çok ilgilendiriyordu aslında. NTV -bu konuda eleştiriler vardır, ama genel kanı pek değişmeyecektir diye düşünüyorum- Türkiye’de genel olarak kaliteli TV, kaliteli radyo, kaliteli yayınevi, kısacası kaliteli medya demek. Bunu internete yansıtabilmeleri için, şu anki tüm siteleri değiştirmeleri gerekiyor ki bunu yapıyorlar. Bugünki toplantıda, iki farklı binadan işleyen NTVMSNBC.com ve NTV yeni medya ekiplerini bir arada gördük.

Ekiplerin yöneticileriyle birlikte kalabalık bir şekilde toplantıda bulunmaları, grubun (camiaya son derece yakın olan internet pazarlama müdürü Murat Kahraman ve business developerEray Endeş‘in buradaki etkisi önemli olmuştur sanırım) sosyal medyaya bakışındaki ciddiyeti gösteriyordu bence. Fakat bu ciddiyet, 2 yıla yakın süren geçiş/entegrasyon çalışmasının getirdiği bir gerginlik ve savunma anlayışı ile hafif de olsa gölgelendi. İnterneti iyi bilen ve kendilerini ifade etmekte becerikli bloggerların eleştirilerini yanıtlayacak tek bir kişi belirlense ve bu kişi bu insanların dilinden konuşan birisi olsaydı, sanıyorum ki çok daha rahat bir iletişim atmosferi yakalanırdı. Fazlasıyla karışık geçen toplantıda, gerçekten faydalı geridönüşler olduğunu ve NTVMSNBC’nin bu toplantıdan gerçek anlamda faydalanma şansı olduğunu düşünüyorum. Tabi blog yazarlarına yüzyüze, dürüst ve şeffaf bir şekilde projelerini anlatmaları başarılı bir hamleydi, bunun karşılığını böylelikle aldılar ve daha da alacaklar.

Bugün orada bulunan 15 kadar blog yazarı, artık ntvmsnbc’nin yeni döneminde en önemli sözcüleri olacaktır muhtemelen. Diğer markaların da üretim süreçlerinde blog yazarlarını ve sağlam müşterilerini dahil etmeleri önemli, ama iletişim konusunda dikkatli olmak gerekiyor. Bugün büyük oranda genç ve açık insanlardan oluşan NTVMSNBC ekibi bile zaman zaman hatalar yaptıysa, diğer markaların bu konuda daha da dikkatli olması gerekecektir. İletişim gerçekten de ince bir iş, yıllar içinde değer sahibi yapılan bir markayı kimin temsil ettiğini doğru belirlemek çok önemli.

Yorum (yok) Yorum yaz!